12 Şubat 2015 Perşembe

Kedilerde Tüy Yumağı Oluşumu ve Çözümler

Alıntıdır

      Merhabalar herkese. Yorucu ve üzücü geçen onca zaman içerisinde burasıyla ilgilenmeye fırsatım olmadı. Bunun nedenini de başka bir postta uzun uzun yazacağım. Şimdi, özellikle bu sene çok fazla artan tüy yumağı nedenine değinmek istiyorum...

      Hepimiz biliyoruz ki; kediler titiz hayvanlardır. Sürekli kendilerini yalayarak temizlenme ihtiyacı duyarlar. Özellikle de mevsim geçişleri nedeniyle tüy dökümünün arttığı bu zamanlarda onların titizliği midelerinde tüy yumağı oluşumuna neden oluyor. Yuttukları tüyleri dışkı ya da kusma yoluyla atabiliyorlar ama sindirim sorunu yaşayan kediler bu konuda pek başarılı olamıyor ve mideden atılamayan tüyler bağırsağa ilerleyip bağırsağın tıkanmasına neden oluyor. Bunun birden çok belirtisi var ama erken önlem alabilmeniz için en önemli belirti olan uzun süreli kabızlık ya da bir gün ve fazlasında dışkılamama fark ettiğiniz an veteriner hekimizi ziyaret etmeniz gerekir. Bu belirtiler haricinde; iştahta zamanla azalma (mama yeme miktarı azalırken sonrasında kuru mamayı hiç yemez, sadece konserve mama yer. Son safhada ise yeme isteği tamamen kaybolur), halsizlik, sürekli kilo kaybı, sarılık gibi belirtiler de tüy yumağı soruna işarettir.

      Yukarıda saydığım belirtilerden bir ya da bir kaçını gördüğünüzde muhakkak veteriner hekiminizi ziyaret etmenizi ve ilaçlı röntgen çekmesini öneririm. İlk safhalarda ciddi bir belirti olmadığı için hekim malt yedirmenizi söyleyerek sizi gönderebilir ama tıkanıklık olduğu zaman malt çok fazla işe yaramıyor. Bu nedenle ilaçlı röntgen ile bağırsak durumunu görmesi ve ona göre bir yol çizmesi çok önemli. Eğer ki röntgende bir tıkanıklık görülürse, içerideki miktara göre ya oral yolla bağırsağını hareketlendirecek ilaç içirir ya da lavman yaparak atmasını bekleyebilir. Her iki durumda da dışkılama yapsa dahi tekrar ilaçlı röntgen ile bakılıp tamamen temizilendiğini görmek önemli. Eğer ki hala içerisinde bir tıkanıklık varsa ameliyat gerekecektir. Ameliyat da tıkanıklığın yerine miktarına göre değişir. İlk alternatif; alttan açarak, bağırsaktaki tüy topağını el ile rektuma ittirerek kendisinin dışkı yoluyla atmasını sağlamak. Bu mümkün olmuyorsa da; bağırsağı keserek tüy yumağını almaktır. Tabi bağırsak kesilirse bunun iyileşme süreci uzun ve biraz riskli. Enfeksiyon kapabilir, dikiş tutmayabilir... Bu nedenle ameliyat sonrasındaki ilk iki gün hiçbir şey yedirilmez kediye.
Ve gözlem altında tutularak dışkıları kontrol edilir. Eğer ki dışkılamada bir sorun yoksa taburcu olacaktır. Tabi bir süre yaş gıda ile beslenip bağırsağı yormaması gerekecek. Eh kediciği de gün doğdu :)

      Buraya kadar tüy yumağı oluşumunda hekiminizle birlikte izleyeceğiniz yolu yazdım. Peki tüy yumağı oluşumunu engellemek ya da azaltmak için ne yapabiliriz ?
Öncelikle haftada üç gün tavsiye edildiği kadar malt macunu yedirebiliriz. (Aynı içerikli ödül mamaları da kullanılabilir)
Kedi çimi alarak sindirimi rahatlatmasını sağlayabiliriz.
Hairball mama alıp yedikleri mamaya karıştıtabilir ya da ayda bir dönüşümlü olarak iki mama kullanabiliriz. (Hair skin/derma vb. mamalar deri ve tüy bakımı için, hairball mamalar ise tüy yumağını engellemek ya da oluşanı dışkı yoluyla atmak içindir)
Arada konserve mamalarına az buçuk zeytinyağ (bir kedi için 1cc/dolu 1 çay kaşığı) karıştırabiliriz
Bunların haricinde en demirbaş olanı da tabi ki kaliteli bir mama kullanmak. İçeriği kötü olan mama kedimizin sindirimini yavaşlatır ve bu da tıkanıklığa davetiye çıkarır.

      Bunları nasıl bu kadar net bildiğime gelirsek; iki bebeğimi bu yüzden gökyüzüne uğurladım...
Hafife alınmaması gereken, hekimin yanlış yönlendirmesiyle ölümcül olabilen bir rahatsızlık bu. Dilerim ki hiçbir can bu yorucu süreci yaşamaz. Hepsine sağlıklı, güzel bir ömür diliyorum.
Bol patili, mutlu günler...

27 Haziran 2014 Cuma

Kedi Sahiplenmek İsteyenlere Öneriler


    Kedi sahiplenmek isteyenlerden bakımla ve buna benzer durumlarla ilgili epey soru geliyor. Ben de bu yüzden çokça kedi sahibi olarak, edindiğim bilgileri paylaşmak istedim :))

     Öncelikle sahipleneceğinizin vitrin süsü olmadığını, bir can taşıdığını, biz insanlar gibi sevgiye, ilgiye, iyi beslenmeye ihtiyacının olduğunu bilmeniz gerekir. Bundan sonrası yaptığınız empati sayesinde daha kolay olacaktır :)

    Belki beğendiğiniz, istediğiniz bir cins olabilir. Ama bu cins kedilerin petshop, çiftlik vb. yerlerde üretim koşullarının berbat olduğunu, görücüye çıkarılan hayvanların tuvalet yapmaması için aç bırakıldığını, sömürülen annenin çaresizliğini, bitkinliğini göz önüne alarak kanlı ticarete ortak olmamanız çok önemli. Para verip alarak onların daha fazla sömürülmesine katkıda bulunursunuz. Size tavsiyem hayvan barınaklarına bakmanız ve gönüllü sahiplendirme yapan kişilerle iletişime geçmeniz. İnanın ki her cinsten hayvan var....

     "Küçük olsun bana alışsın"diye bir düşünseniz varsa bunu da aklınızdan çıkarmanızı isteyeceğim :) Kediler her ortama uyum sağlayabilen canlılardır. Yetişkin bir kedi de gayet güzel alışır size ve evinize. Sadece biraz zaman vermeniz gerecek. O ortamı keşfedecek, kendine uygun yeri bulacak, belki bir kaç gün kuytularda saklanacak ama sabır ve sevgi ile aşılamayacak şey yoktur :)

     Eğer ki yavru aldıysanız ya da illa ki yavru olacak derseniz anne sütünü yeterince almış olmasına dikkat etmeniz önemli. Yeterli anne sütü almamış kedilerde gelişim bozukluğu ve buna bağlı hastalıklar görülebilir. Tabii sokaktan annesiz bir yavru aldıysanız iş değişir. Yavru bakımıyla ilgili yazıma BURADAN ulaşabilirsiniz.

     En çok da  tuvalet alışkanlığıyla ilgili soru geliyor.
Şunu söylemeliyim ki bu en kolay işiniz olacak. Çünkü kediler iç güdüsel olarak dışkısını kapatır. Dışarıda da görürsünüz inşaat kumuna, bahçelere tuvaletini yapan kediler. Sizin yapmanız gereken; sakin bir yere genişçe bir kum kabı koyup yeterli yükseklikte kum ile doldurmak. (Bentonit kum öneririm). Sonrasında da kediyi kum kabına bırakın ve tataaam! :) Tabi kedi çok minikse ilk başta ne olduğunu idrak edemeyebilir. O zaman sizin yardmınız gerekecek. Kediciği tuvaletine koyduğunuzda kumları yemeye çalışırsa panik yapmayın, ön patilerini tutarak kumu eşelemesine yardımcı olun. Bir iki denemede anlayamayabilir de. Bu nedenle takip etmenizi öneririm. Baktınız ki yer aranıyor kendine hemen alın kuma koyun. Bir kaç deneme sonrasında artık öğrenecektir.
(Ben kum kabını banyoya koyuyorum. Hem ayakaltı değil, hem de sıçrattıkları kumları temizlemek daha kolay oluyor)

     Bir diğer önemli husus da; güvenlik önlemleri !
Kediler fazlasıyla meraklı bir yapıya sahip bu nedenle hangi katta olursanız olun pencerelere muhakkak sineklik taktırın. Ve bir başına balkona, terasa çıkmasına izin vermeyin. İlgisini çeken bir şey olduğunda durumunu unutarak peşinden gitmek isteyebilir. Bunlar da kötü sonuçlar doğurabilir. Lütfen "Benim kedim atlamaz, yapmaz" demeyin.
Sürekli kliniklere gittiğim için pencereden, balkondan düşüp de yaşam savaşı veren o kadar çok kedi görüyorum ki.... Tabi ki dışarıyı görmek onların da hakkı ama bir başına lütfen bırakmayın. Hatta size önerim kedinize göğüs tasması alarak yeşillik bir alana götürün, toprağa bassın, ağaçta manikür yapsın tırnaklarına :)
Tabii kediler için çoğu klinik ve petshoplarda incecik bir tasma satılıyor, kediler de bundan çok rahat kurtulup kaçabiliyorlar. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz daha güvenli, böyle bir şey alabilirsiniz.

     Klinik demişken; veteriner hekimin önemini yazmazsam olmaz...
Eğer ki çevrenizden referans gösterecekleri bir veteriner hekim yoksa kedinizi sahiplendiğinizde ilk işiniz güvenilir bir hekim bulmak olsun. Ben tanımadığım bir kliniğe gittiğimde ilk olarak bir kaç şeye dikkat ederim. Mesela kediyi taşıma kafesinden nasıl çıkartıyor ? Sorduğum sorulara (saçma dahi olsa) cevapları nasıl ? Klinik çalışanlarının kediye yaklaşımı nasıl ? Ortamın temizliği yeterli mi ? Kafeste tutulan kedilerin gereksinimleri karşılanmış mı ?
Tabi ki ilk bakışta anlayabileceğimiz bir şey değil bu. Zamanla, gidip geldikçe değerlendirip karar verebiliriz...
(Gittiğiniz klinik 7/24 açıksa süper ! Ama değilse muhakkak bu şekilde hizmet veren bir klinik de olsun bildiğiniz. Allah korusun gecenin bir yarısı bir şey olsa kediciğe, sabahı beklemeniz onun için kötü olabilir.)

     Son olarak; satın almayıp sahiplenmenizin önemini tekrarlayacağım.
Belki görmediğiniz için durumun vahametini anlayamayabilirsiniz ama yıllardır barınak gönüllüsü ve sahiplendirme yapan biri olarak maalesef ki çektikleri eziyetlere birebir şahit oluyorum. Sokaklarda, barınaklarda, gönüllü sahiplendirme yapanlarda bizlere muhtaç o kadar çok can var ki.... Muhakkak biri yüreğinizi ısıtacaktır.
Ayrıca; bir kedinin ortalama 15 yıl yaşadığını düşünerek karar verin lütfen. Terk edilmek tüm canlılara acı verir....

(Farklı soru ya da öneri gelirse yazıyı günceleyeceğim)

8 Nisan 2014 Salı

Yine yeniden Ben :)


     Biliyorum çok çok çok uzun zamandır ihmal ettim burayı. Ama yaşadığım bazı tatsız olaylardan dolayı bir çok şeyden koptum. Ama artık hayatım yoluna girmeye başlıyor. Bu nedenle de aklımı toplamak ve sonrasında yazmak için vaktim var :))

     Şimdilik sizleri bu güzelliklerle başbaşa bırakıyorum. Çok yakında tekrar görüşmek üzere :)












15 Şubat 2014 Cumartesi

Güzel Bir Haberim Var Size


     Şu günlerde hepimiz o vahim olay nedeniyle üzgünüz, karamsarız. Özellikle hayvanlarla ilgili konularda umudumuz tükenmiş durumda. Ama beni çok mutlu eden bir haberi sizlerle de paylaşmak istiyorum...

     Haber tabi ki bir kedicikle alakalı :)

11 Şubat 2014 Salı

HAYVANLARA YAPILAN EZİYETLER KABAHAT DEĞİL SUÇTUR


     Şu sıralar çok fazla hasta kedicikle uğraştığım için kafamı toplayıp da yazamıyorum. Ama bu önemli konu hakkında herkesin bilgilenmesini istiyorum.

     Bazılarınız olaydan haberdardır ama bilmeyenler için kısaca özet geçeyim: Eskişehir'deki bir üniversite öğrencisi, kedisini yatağına işediği için deşerek 1,5 saat bağırsakları dışarıda acı içinde kıvrandırmış ve sonrasında da 20 kiloluk bir damacanayla ezmiş kediyi... Videosu da var ama koymak istemiyorum.


Öldürülen kedicik bu :(

     Bu olay ilk değil tabi ki ve biliyorum ki son da olmayacak. Bizler sesimizi yükseltmezsek, tepki göstermezsek hiçbir şey değişmeyecek. Tecavüz edilen, bıçaklanan, yakılan hayvanların haberlerini duymaya devam edeceğiz. Ve canlarımız mal kapsamında görüldüğü için bu caniler serbest bırakılacaklar, belki para cezası alacaklar. Çünkü hayvanlara kötü muamele suç değil kabahat sadece !

     Lütfen siz de bir saatinizi ayırın ve canlarımızın hakkını birlikte savunalım. Bir çok konuda umudumuz kalmadı biliyorum ama birlikten kuvvet doğar. Bugün olmasa yarın, yarın olmasa diğer gün muhakkak duyacaklar sesimizi.

    Eylemlerin etkinlik linklerini aşağıya kopyalıyorum...

İstanbul;
https://www.facebook.com/events/1459903150892276/